Yapay zeka müzik resim yapıyor !

Yapay zeka müzik resim yapıyor !

Yapay zeka müzik resim yapıyor !

Yapay Zeka Sanat Üretebilir mi? Şarkı Besteleyen, Resim Çizen, Hikaye Yazan Yapay Zeka Mümkün müdür?

Bir resmi gördüğümüzde hangi döneme ait olduğu, nasıl renkler kullanıldığı ya da hangi duyguları anlattığı ve neyi/kimi tasvir ettiğini merak etmekle beraber resmin ait olduğu ressamı da merak ederiz. Ya da bir şarkı dinlediğimizde, kimi zaman melodisine kapılıp içinde kaybolur, kimi zaman da şarkı sözlerinin etkisine gireriz; bir yandan ise ait olduğu sanatçıyı bilmek isteriz. Aynı şey bir hikaye için de geçerlidir, benzer etkilerle bizi etkileyen bu yapıtlar içlerinde muhakkak şu soruyu barındırır: Bu şarkı, resim ya da hikaye kimin? 

Yapay zeka 21. yüzyılda teknolojik anlamda öne çıkan en büyük gelişmelerden biridir. Aslında yıllardır hayatımızda olan temel algoritmaların birçok cihazda farklı amaçlarla kullanılıyor olması çoğumuz için şaşırtıcı ya da hayran olunası gibi bir durum yaratmıyordu. Satranç oynayan ve dünya şampiyonunu yenen bir program, bize uygun tatil yerlerini öneren bir uygulama, bir sonraki film/dizi tercihimizle ilgili seçenekler sunan hatta telefonlarımızda bir nevi yardımcı görevi gören programlar hayatımızın her alanında… Akıllı teknoloji gibi farklı alanlarda hayatımızda olan yapay zeka ve kullanımı, özellikle insansız araçların yaygınlaşmasıyla, daha da ön plana çıkmaya başlamıştır.

Yapay zekanın gelişimini günlük teknolojik cihazlarda görerek bundan memnuniyet duymakla beraber onun geleceğimiz için bir tehdit oluşturabileceğini düşünenlerimizin sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur. Yapay zeka ile ilgili daha detaylı bilgileri Yapay Zeka Yazı Dizilerimizi okuyarak edinebilirsiniz.

Bu noktaya kadar bahsi geçen “Yapay Zeka” eldeki verilerin işlenmesini, yeni verilerin öğrenilmesini ve bu verilere dayanarak yapılan iletişim yöntemlerini içermektedir. Henüz gerçek anlamda insan zekasına benzer bir yapay zeka üretilmedi. Yani doğal süreçte ilerleyen, bağımsız düşünebilen, karar verebilen ve harekete geçebilen insan zekasına benzer bir yapay zekaya sahip değiliz. Tabii bu noktada insanı insan yapan ve diğer canlılardan ayıran konular da ön plana çıkmaktadır. Bütün canlıların temelde amacının, üremek ve hayatta kalmak olduğunu biliyoruz . Bizi diğer canlılardan ayıran en önemli organımız olan beynimiz sayesinde ise var olduğumuzun bilincine sahip olmak, ölüm kavramının ve ölecek olduğumuzun farkında olmak gibi ayırt edici özelliklere sahibiz.

Sahip olduğumuz bu zeka ve farkındalık bizleri sanat, din, felsefe gibi aslında temel canlılık ihtiyaçlarımıza ait olmayan, fizyolojik değil de zihinsel doygunluğa ulaşmamızı sağlayan, kısaca “kendimizi gerçekleştirme ve yaşamı anlama, anlamlandırma” yolunda kullandığımız araçlara yönlendirdi. Müzik, resim, heykel, tiyatro ya da kısaca “sanat” diyebileceğimiz bu araçlar insan olarak hayatlarımıza çeşitli anlamlar katmakla beraber, hayatı anlama çabamızın da bir yansımasıdır. İşte tam da bu “sanat” kavramı, algısı ve yeterliliği (icra edebilmek) bizleri diğer canlılardan ayıran en önemli zihinsel gelişimlerden biridir.

Doğal olarak “sanat” kavramı, bizleri herhangi bir yapay zekadan da ayırabilen bir konudur. Resim yapmak, şarkı bestelemek, hikaye yazmak insanlara ait bir özelliktir -en azından şimdilik… Düşünen, farkındalığı olan bir yapay zekayla henüz tanışmamış olsak da sanat yapmaya çalışan yapay zekalar halihazırda vardır. Şimdilik başlangıç seviyesinde olsalar da resim yapmak, şarkı yazmak ve bestelemek, hatta hikaye ve senaryo yazmak gibi eylemler önümüzdeki yıllarda sadece bize ait bilişsel özellikler olarak kalmayacak gibi durmaktadır.

Yapay Zeka Müzik Yapıyor!

Yapay zekanın sanat yapmaya çalıştığı ilk örneğimiz, müzik. Yüzlerce Eurovision şarkısının (sözleri ve melodileriyle) bir yapay zekaya yüklenmesiyle oluşturulan, sözleri ve melodisi tamamen bir yapay zekaya ait “Blue Jeans and Bloody Tears” adlı aşağıdaki şarkı belki de kendi alanında bir ilk.

Müzisyenlerden, sanatçılardan ve programcılardan oluşan bir ekip, hepsi Eurovision şarkılarından olmak üzere yüzlerce şarkı sözünü ve melodiyi bir yapay zeka ağına yükledi. Yapay zeka algoritması, elindeki bu veriler ile binlerce yeni melodi ve şarkı sözü grupları oluşturdu. Ardından ekip, oluşturulan bu melodi ve söz gruplarından birkaçını seçip birleştirerek tek bir şarkı haline getirdi. Eski bir Eurovision birincisi olan Izhar Cohen ise şarkıyı bilgisayar ile beraber söyledi. Sözleri pek etkileyici olmasa da, önceden uyaralım, akılda fazlasıyla kalıcı ve kendini dinleten bir melodisi var. Şarkıyı dinlemek isterseniz:

Top view portable travel music production set: midi mixer control, piano keyboard smartphone tablet, retina laptop, black dj headphones with leather earpad and long twisted cort on aged table Hand twist knob

Yapay Zeka Resim Yapıyor!

Bir başka potansiyel “sanatçı” yapay zeka ise Paris merkezli bir firma olan Obvious tarafından oluşturuldu. Obvious kurucu ortaklarından Hugo Caselles-Dupre, İngiliz merkezli müzayede firması Christie’s’e verdiği röportajda, firmanın birkaç sanatçıdan ve araştırmacıdan oluştuğunu, görüntü üreten bir ağ (Generative Adversarial Networks) oluşturduklarını ve yapay zekaya, algoritmasının veri işleme-öğrenmesi sayesinde resim yaptırdıklarını ifade etti.

Algoritma iki temel parçadan oluşmaktadır: “Yaratıcı” ve “Ayrıştırıcı”. Hugo Caselles-Dupre, yapay zeka sistemine 14. ve 20. yüzyıldan 15.000 portre (resim) verisi yüklediklerini belirtiyor. Ardından, bu veriler ışığında “Yaratıcı”, yeni bir resim yapmaya çalışırken diğer taraftan “Ayrıştırıcı”, insan yapımı bir resim ile oluşturulan resim arasında ayrım yapmaya, farkları bulmaya çalışıyor. Ayrıştırıcının amacı, yapay zeka tarafından oluşturulan yeni resmin gerçek bir resim olduğuna Yaratıcı kısmı inandırması, diğer bir deyişle onu kandırmasıdır. GAN (Generative Adversarial Network; Çekişmeli Üretici Ağ) sistemini kullanarak, kurmaca bir aile yaratan Obvious, aile fertlerinin ilk resmi olan “Edmond Belamy’nin Portresi”ni yaptı.

Hikaye Yazan Yapay Zeka!

Son olarak, henüz emekleme aşamasında diyebileceğimiz, hikaye yazan (tamamlayan) bir yapay zekadan da bahsetmekte fayda var. Kanadalı Adam King’in, OpenAI alt yapısını kullanarak kurduğu TalkToTransformer adlı internet sitesinde, birkaç kelimelik bir giriş yapıldıktan sonra yapay zeka, önceden yazılmış olan bu giriş cümlesini, birkaç paragraflık bir hikaye haline getiriyor. Giriş yaptığınız kelime veya cümlenin karmaşıklığına göre, elde ettiğiniz kısa hikaye de hiç fena olmuyor.  Reklamı Kapat

Örnek olarak, rastgele olarak verilen “Öylesine geziniyordum….” ile başlayan bir cümleyi kendisi hikaye haline getiren yapay zeka, bu cümleyi biraz da ironik bir şekilde şöyle tamamlamıştır:

‘Öyle bir internet sitesine denk gelsem ki, bir kelimeyi girdiğinde site [kalanını] halletse ne kadar eğlenceli olurdu’ diye düşünüyor ve öylesine geziniyordum.

(Not: İngilizcedeki “I was just wandering around” ifadesi hikayenin en başında olup Türkçeye aktarılırken Türkçe’nin kendine özgü yapısından dolayı “öylesine geziniyordum” şeklinde cümlenin sona gitmiştir.)

Talk To Transformer tarafından oluşturulan örnek bir hikaye

Siteyi İngilizce olarak kullanabileceğinizi hatırlatmakta fayda görüyoruz. Bir diğer nokta ise aynı hikayeye (sonuca), her zaman aynı kelime ve/veya cümle girişiyle ulaşamama ihtimaliniz de bulunmaktadır. Yapay zeka, kalite olarak olmasa da, içerik olarak eşsiz diyebileceğimiz kısa hikayeler yaratıyor. 

Gerçeğin, teknoloji sayesinde kolaylıkla değiştirilip/yaratıldığı bir dönemdeyiz. Gözlerimizle gördüğümüz, kulaklarımızla duyduğumuz, ellerimizle dokunduğumuz şeyleri kimi zaman sorgular noktaya geldik. Bir fotoğraf CGI mı (bilgisayar tarafından yaratılmış bir görüntü mü) yoksa gerçek mi diye teredüte düştüğümüz, hatta son gelişmeler sayesinde bir video görüntünün gerçekliğinden emin olamadığımız bu günlerde, yapay zekanın tamamen insana ait bir alana da dahil olduğunu (edildiğini) görüyoruz: sanat. Yapay zekanın faydaları, kullanım alanları ve kimilerine göre geleceğimiz için riskleri tartışılıyor ve daha çok tartışılacak gibi gözüküyor. Yapay zekanın önümüzdeki günlerde ve yıllarda sanat konusunda ise neler yapabileceğini görmenin ve deneyimlemenin çok farklı bir tecrübe olacağını düşünüyoruz.

Müzik Dünyasında Yapay Zeka Ritimleri

Resim çizmek, heykel yapmak ya da beste yapmak çoğunlukla duygularımızla ilgilidir. Söz konusu sanat olunca, hemen hemen birçok insan, sanatın birçok alanında mantıktan çok duyguların ön planda olduğunu bilir. Bu sebeple sanat çalışmalarını genellikle duygusal bakış açısı ile değerlendiririz. Zaten böyle olduğu için bir ritim veya beste duyduğumuzda gülümser, heyecanlanır, hareketlenir ya da kendimizi farklı bir duygu içerisinde buluruz.

Aslında müzik sanatını gerçekten etkili kılan değerin, sanatçının sahip olduğu duyguların, doğru seslerle buluşarak, dinleyicinin sahip olduğu duyguları ortaya çıkarması olarak da özetleyebiliriz. Bestelerde bulunan her ton ruhumuza işler ve bizdeki bazı duygularının öne çıkmasını sağlar.

Peki, tüm insanlığın sahip olduğu bu milyonlarca veya milyarlarca farklı duygunun, notalarla olan ilişkisini bir havuzda topladığınızı ve bu sesleri ilgili duygularla kümelendirdiğinizi düşünün. Bu duyguları ve duyguları harekete geçiren notaları belirledikten sonra, ilgili ritimleri ve melodileri bulmak, sizce de daha kolay bir hal almaz mıydı? Belki de bu şekilde, duygularınızı müziğe dönüştürürken, size daha etkili ve doğru olduğunu düşündüğünüz tonlara daha kolay ulaşabilirsiniz.

Tüm bu anlattıklarımız artık yapay zeka ile mümkün. Hatta bir çok sanatçı artık beste yaparken, yapay zeka teknolojilerinden yararlanıyor. Örneğin, söz ve vokal melodilerinin Taryn Southern tarafından yazıldığı, bestesinin ise yapay zeka ile oluşturulduğu ve 21 ağustos 2017 tarihinde piyasaya sürülen, tarihin ilk yapay zeka kullanılarak oluşturulan albümüne bir göz atabilirsiniz.

Müziği Matematiksel Olarak Ele Almak

Yapay zekayı yaratıcı müzik sürecine dahil etmek oldukça karmaşıktır, çünkü müziği algılayabilmesi ve beklentilere çözüm oluşturabilmesi için sese dayalı matematiksel bir takım notayı, öncelikle doğru kümelere ayırmak gerekiyor.

Örneğin; batı notasyon sistemine göre, nota ölçeğini belirlerken, bir notayı 12 ayrı ton olarak ele alırız ve bu 12 tonda kendi arasında alt ve üst notalara ayırılarak, yeni tonlar oluşturur. Hatta batı notasyon sistemine göre bu notalar arasında, üçüncü ve beşinci majör notalarda kulağımıza hoş gelen bir ton yakalarken, yedili majör notalarda kulağı daha çok rahatsız eden sesler çıkarır. Eğer biz bu sesleri ve daha fazlasını yapay zekaya öğretebilirsek, yapay zekada kendine düşen görevi yerine getirerek, bir biri ile uyumlu sesleri bir araya getirebilecektir.

Günümüzde sesin insan psikolojisinde oluşturduğu etkiler yapay zekaya öğretilerek programlanıyor. Bu program, kompozisyon kuralları ve parametreleri ile desteklenerek mevcut verileri kullanıyor ve beste dahi yapabiliyor.

Yapay Zeka Algoritmalarını Kullanarak Beste Yapmak

Akor etkileşimini tanımlamak ve akor yazmak için makine öğrenimi kullanmak, gelecekte beste yapım sürecini hızlandırdığı kadar yaratıcı melodilerin de oluşmasını sağlayacaktır. Bu sebeple günümüzde birçok şirket farklı müzik cihazlarından çıkan notaları tek bir platformda toplayarak, yapay zeka altyapılı arayüzler oluşturuyor.

Bu arayüzleri oluşturan şirketler bu süreçte, uygun ses kayıt cihazları ile farklı enstrüman kayıtları alarak, akor dizilerini kaydediyor ve yapay zekaya bu sesleri tanıtıyorlar. Ayrıca kaydettikleri akorların bulunduğu parçaları da sistemlerine entegre ediyorlar. Bu sayede yapay zeka, sisteminde bulundurduğu akorları ve bu akorları bulunduran parçaları, yeni oluşturacağı bestelerle ilişkilendiriyor ve yeni akor düzenleri oluşturuyor. Ancak bu durumda yapay zekadan daha fazla verim alabilmek için aynı veya benzer akor dizilimlerinin bulunduğu bir çok bestenin aktarılmasıdır, çünkü ne kadar fazla seçenek olursa, yaratıcılık oranı da o kadar artacaktır.

Günümüz müzik dünyası için yapay zeka ve müzik teknolojisini birleştiren Amper Music şirketi CEO’su Drew Silverstein’ın ruh hallerine göre, yapay zeka ile nasıl müzik tasarlandığını ve müzik dünyası için bu durumun neyi amaçladığını anlattığı içeriği izlediğinizde, tam olarak anlatmak istediğimizin aklınızda daha iyi oturacağını düşünüyor ve sizi aşağıda yer alan video işe baş başa bırakıyoruz.

Müzik her ne kadar kişisel ve yaratıcılık gerektiren bir süreç olsa da, birçok bestenin alt yapısında bulunan ritim ve melodi yapısı benzerlik gösterebilir. Hatta bununla ilgili olarak halk ağızında ‘’çalıntı beste’’ diye geçen ve tartışma konusu olan birçok beste bulunmaktadır. Ancak bu parçaların benzerlik sebebi %100 aynı akorları ve ritimleri bulundurdukları için değildir. Sadece bazı ritimlerin ve notaların benzerliği bile bu düşünceye giriyor olmamıza etken oluşturabilir. Hatta bu yapıdan dolayı bazı Dj’lerin yaptığı parça geçişlerini hiç fark etmeyiz.

Örneğin, Journey grubunun Don’t Stop Believin’ adlı parçası, James Blunt’ın Beatiful parçası ile aynı akor dizisini ve en az 71 tane daha popüler şarkının alt yapılarını bulunduruyor. Bugüne kadar bu parçalar arasındaki benzerlikle ilgili birçok konu gündeme gelmiş olsa da, gruplar arasında bunun bir sorun olduğu söz konusu dahi olmadı.

Peki, bir parça içerisinde bulunan akorlar ve ritimlerde bulunan benzerlik müzik dünyası için olağan bir durumsa, neden yapay zeka algoritmaları potansiyel müzikleri kullanılarak, yeni ve yaratıcı besteler oluşturulmasın?

Write a comment